top of page
Ara

Famous Artists From Chicago

Yazı: Selin Ciftci

 

Abstract: This article is a review about the exhibition Famous Artists From Chicago. 1965-1975, exhibited at Fondazione Prada. The group, which works in the world of irrational (imagination), expresses this through erotic stories, unusual items, deformed cartoons and images, also reflects Chicago as the center of figurative art.

 

Ed Paschke, Mid American, 1969, Art Institute of Chicago'nun izniyle


Tasarımı Rem Koolhas tarafından yapılan, 1910’a ait yedi endüstri binasınının yeniden kullanımını ve bunlara ek olarak inşaa edilen üç yeni yapıyı(sinema, kule ve podyum) içeren Milano’daki ‘Fondazione Prada’ yapı topluluğunda; sürekli ve süreli olmak üzere sekiz farklı sergiyi gözlemek mümkün. 15 Ocak 2018 tarihine kadar görülebilecek olan ‘Famous Artist From Chicago(Chicago’nun Ünlü Sanatçıları)‘ sergisi de bunlardan biri.

1965 ve 1975 arasındaki on yıllık dönemi içeren ‘Famous Artists From Chicago’ sergisi’nin küratörlüğünü, 1993’ten beri Prada Vakfı’nın sanat direktörlüğünü sürdüren Germano Celant yapıyor. Öncelikle serginin ismi, döneminin ünlü eğitimcilerinden ve sanatçılarından biri olan Dan Baum’un 1969’da başını çektiği, ‘Hairy Who’ başlıklı grup şovu kapsamında, küratörlüğünü yaptığı, ‘Don Baum der ki: Chicago’nun ünlü sanatçılara ihtiyacı var.’ başlıklı sergiye, 50 yıl sonra verilen bir cevap olarak ele alınmalı. Bu açıdan, bu serginin vurgusunun; ‘Hairy Who’ kapsamındaki sanatçıların artık ünlü olduğu kabulünün ilanı olduğunu söyleyebiliriz.

‘Podyum’un 1.katında yer alan sergi; içerik olarak, 1960’lardan itibaren aktif sanat yapan, aslında resmi bir grup olmayan, Dan Baum’un liderliğinde; Roger Brown, Ed Flood, Ed Paschke, Christina Ramberg, Karl Wirsum, Suellon Rocca, Gladys Nillson gibi isimleri bir araya getiren; ‘Chicago imgecileri(imagists)’nin işlerine yer verirken, Chicago’yu, figüratif sanatın merkezi olarak yansıtmayı amaçlıyor. Akıl dışı(imgelem) dünyasına ait işler yapan grup, bunu erotik hikayeler, olağandışı eşyalar, deforme edilmiş karikatürler ve imajlar üzerinden ifade ediyor. Dönemin şartlarını göz önüne alırsak, Vietnam Savaşına gönderme yapmadan, sanatlarını her şeyin üzerinde tutan grubun en büyük eleştiriyi de bunun üzerinden aldıklarını söylemek mümkün.


Christina Ramberg, Waiting Lady, 1972

Sanat yapıtında, mantık dışı anlamı fantastiğin yansıttığını, sanatçıların da fantastik anlatımı farklı yollarla aradığını varsayarsak, eleştirmen Ken Johnson’ın, Chicago imgecileri için söylediği ‘fantastik tabanlı sanat yapmanın savaş sonrası geleneği’ tasvirinin açıklayıcı olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca, sergi metnine referansla; serginin 10 yıllık bir periyotla sınırlandırılmasıyla amaçlananın, sanatçıların denemelerinden, olgunluğa geçiş evrelerinin yansıtılması olduğu belirtilse de her sanatçıda bu evrimi kavrayamıyoruz. Evet, Ed Paschke’nin 1960’lardaki çarpıcı, renkli, kolajlarının ortak dili haline gelen sirk ucubeleri, soyguncular gibi figürlerin, 1970’lerde giderek sadeleşerek, yerini tek renge ve figüre bıraktığını okuyabiliyoruz; ancak erotik öğeleri kadın vücudu üzerinden ele alan Christina Ramberg’in, 1980’deki geometrik soyutlamalarına tanık olamıyoruz.


Mekansal tasarım olarak sergi, bir ortak salonun etrafını saran dokuz farklı odaya yayılmış bir şekilde ele alınıyor. Odalar, her bir sanatçı için bireysel tasarlanırken, her sanatçının kendi dilinin okunması amaçlanıyor. Bu bağlamda, odaların her birinin ayrı bir fantastik dünyaya açıldığını, nitekim böylece her sanatçının kullandığı teknik farkların da daha okunabilir olduğunu söylemek mümkün. Bu teknik ve malzeme farklılığını en çok Ed Flood’un pleksiglas’ların potansiyelini kullanarak, onları çok boyutlu peyzajlar haline dönüştürdüğü işlerinde gözlemleyebiliyoruz. Girişte sizi karşılayan, orta salon ise, her sanatçının ya da topluluğun bir işiyle temsil edildiği heterojen bir ortaklığı yansıtıyor.

Pop Art ve Sürrealizm arasında gidip gelen fantastik tablolara, objelere, yerleştirmelere yer veren sergi mekanının, 1960’lardaki Hyde Park Sanat Merkezi’ndeki sergiye benzer atmosferi hissettirmesi açısından, kırmızı arka plan üzerine çiçekli duvar kağıdıyla kaplı olması da, izleyiciye adeta bir babaanne salonunda, aykırı torunlarla başbaşa kalmış izlenimi veriyor. Serginin, ‘asıl dönemi’ ne çağrışımla oluşturulan bu atmosferin, serginin ismiyle altını çizdiği, 50 yıl geç gelen, bu bir nevi ‘hakkını teslim etme’ durumunu desteklediğini söyleyebiliriz.

Kommentare


bottom of page