top of page

Altın ayılar, aslanlar, kaplanlar

4 saat önce
4 dakikada okunur
Lawrence Abu Hamdan, 450XL: The Story of a Fugitive Sound, 2026, On beş kanallı video yerleştirmesi, renkli ve siyah-beyaz, stereo ses, 19'. Canicula sergisi (2026) için Fondazione In Between Art Film tarafından sipariş edilmiş ve üretilmiştir. Sanatçının; Fondazione In Between Art Film; Maureen Paley, Londra; mor charpentier, Paris ve Sfeir-Semler, Beyrut’un izniyle.

Lawrence Abu Hamdan, 450XL: The Story of a Fugitive Sound, 2026, On beş kanallı video yerleştirmesi, renkli ve siyah-beyaz, stereo ses, 19'. Canicula sergisi (2026) için Fondazione In Between Art Film tarafından sipariş edilmiş ve üretilmiştir. Sanatçının; Fondazione In Between Art Film; Maureen Paley, Londra; mor charpentier, Paris ve Sfeir-Semler, Beyrut’un izniyle.




“... Tüm canlı varlıkların onurunun korunduğu vahaları, adaları bulmanın zamanı geldi.”*


Şartlar denen değişkenin ilginç bir kimyası var. Aynı asit gibi. Kendi başına durağan değil, varlığı her zaman bir etkileşimi, çözünmeyi veya dönüşümü haber veriyor. Dengeyi bozuyor ve yeni bir denge kurmaya zorluyor. Şartlar bir kere devreye girdiyse eğer, geriye dönüş bütün haliyle mümkün olamıyor, ısrarcı olanı aşındırıp, nüfuz edebildiğini eritip buharlaştırıyor. Mizaç olarak katı, zorba bir karakter şartlar. Bir de bunların belirsiz olanları var. Onlar en fenası. Bir çeşit Pokémon gibi ne zaman nereden çıkacakları hiç belli olmuyor; bir sis bulutu gibi dokunduğu her şeyi bir anda daha az görünür, daha az seçilir hale getirebiliyor. Bir de olgunlaşan şartlar var pek tabii, ama onlar henüz olgunlaşamadıkları için onlardan söz edemiyorum. 

Sanıyorum şartlar için belirleyici olan en temel faktör “zaman”la kurdukları ilişki. Her şart gününe özgü beliriyor. Gün, şartların ne kadar ağır ya da hafif, ne kadar muğlak ya da olgun olduklarına karar veren bir müdahil, bir nevi otorite. Mevcut normlardır, dönemin dinamikleridir, Zeitgeist’tir denen yerler tam olarak buralar oluyor.

Bu “gün”ün şartları, namıdiğer iklimi ise yangın yeri, bunaltıcı, boğucu, yorucu. Dünya buna alışık gibi de, değil gibi de… El yordamıyla yangından bir kaçış aranıyor mutlaka ama öğrenilmiş çözümler işlemiyor, başka şartlar altında çatı olabilen hiçbir yapı bugün güvence sağlayamıyor. Venedik Bienali 61. Uluslarası Sanat Sergisi vesilesiyle gerçekleşen Canicula sergisi bu yangını ele alıyor. Tarihi bir hastane ve bakım evi olan Complesso dell’Ospedaletto’da gerçekleşen sergi mevcut dünya gündemini, insanlığın geldiği hali gökyüzü olayları üzerinden temsilleştiriyor ve bu temsil üzerinden “gün”e dair bir panaroma oluşturma gayreti güdüyor. Canicula, Fondazione in Between Art Film’in, 2022 yılında “alacakaranlık”ı merkezine alan Penumbra başlıklı sergi ile başlattığı, 2024 yılında “sis” üzerine yoğunlaşan Nebula sergisiyle devam ettirdiği Triology of Uncertainties (Belirsizlikler Üçlemesi) serisinin üçüncüsü ve son halkası. İsmini antik Akdeniz kültürüne uzanan yazın en sıcak ve karamsar dönemi (dog days) anlamına gelen, tarihsel olarak hem kuraklık ve yıkımı hem de ataleti temsil eden canicula kavramından alan sergide yer alan sekiz video yerleştirmesi, aşırı sıcağı ve beraberinde getirdiği ışığı, duyuları aldatan, gerçeklik algısını bozan “tahammül edilemez bir iklim" olarak yorumluyor. Bugüne dair aşırı bilgi yüklenmesi, imaj bombardımanı, gücün kötüye kullanılması ve propaganda kirliliği gibi unsurları bunaltıcı sıcaklık ve ışık üzerinden metaforlaştıran işler, mevcut iklimde bireyin ve kolektifin verdiği tepkileri merkezine alıyor. Sergideki video yerleştirmeler güncel krizleri, dünyanın içinde bulunduğu politik yangının büyüklüğünü estetik bir dille somutlaştırıp gösteriyor. Canicula sergisi Bienal’e paralel etkinlikler listesinin bir parçası, belli ki sergi kapsamına da bir tür seçim ve onay sırasından geçerek dahil edilmiş. Serginin edindiği dertler düşünülünce akla şu sorular geliyor, Bienal yönetiminin onay sistemi paralel etkinlikleri kapsamıyor mu? Serginin içeriği ve yönetimin tutumu arasındaki çelişki “paralellik” tanımının içini boşaltmıyor mu? Bu iki tutum arasındaki -paralel olmayan- ilişkide bir ironi yok mu?

İroni şurada başlıyor. Sanatçıların etik itirazının domino etkisi yaratarak Bienal'in karar mekanizmalarını felç etmesine varan olaylar ilk olarak küratör Koyo Kouoh tarafından davet edilen sanatçıların 7 Nisan’da yayınladığı “acil çağrı" metniyle¹ görünürlük kazanıyor. Uluslararası hukuk nezdinde ağır suçlamalarla anılan devletlerin Bienal’de temsil edilmesini eleştiren sanatçılara destek veren jüri başkanı Solange Farkas ve ekibi ise 23 Nisan’da etik gerekçelerle söz konusu pavyonları ödül değerlendirmesine almayacaklarını duyuruyor.² Ancak Bienal yönetiminin bu boykot kararını reddetmesi üzerine, 30 Nisan 2026’da jüri heyetinin tamamı görevinden istifa ediyor.³

Yönetimin yükselen harareti "kurumsal tarafsızlık" şemsiyesiyle serinletmeye çalışması belli ki yetersiz kalıyor. Görünen o ki 61. Venedik Bienali, kendi kurulunun onayıyla gösterdiği yangının ortasında kalmış vaziyette. Yansıttığı panoramik manzarada kendi de var. Belki de artık “göstermek” yetmiyor.

“Göstermek” aslında işaret etmek anlamına geliyor. İşaret etmek için bulunduğunuz pozisyonu değiştirmeniz gerekmez, kıpırdamanız bile gerekmeyebilir. İma ederek dahi işaret edebilirsiniz. Dolayısıyla “işaret etmek” “haraket”e kıyasla daha güvenlidir, örtülüdür; etik olarak tartışmalı olsa da “eylem” kadar sorumluluk almayı gerektirmez. Bütün bunların yanında, göstermek için mesafelenmek de gerekiyor. Yani “bakın orada” demek mesafe istiyor. Peki bakışın zaten üzerinde olduğu bir olgu temsile ihtiyaç duyar mı; ya da özne bizzat ortasında kaldığı bir yangına mesafe alabilir mi?

İçinde bulunduğumuz dönemin politik ve toplumsal dinamikleri göz önüne alındığında, olduğu yerde, korunaklı pozisyonundan hiç kıpırdamadan, şiddeti estetik bir nesne üzerinden işaret etmek, sanat kurumunun üzerine düşen etik sorumluluğu yerine getirmesi için artık yeterli bir zemin sunmuyor. O eşik aşılmış durumda. Hatta normalleştirici, indirgeyici bir tavrın tezahürü. Çünkü izleyici aynı zamanda tanık; şiddet görüntüsüne hemen hemen her gün maruz kalıyor, bundan kaçabilmesi için ise çaba sarf etmesi gerekiyor; yani onun da etrafı sarılmış; sıcaktan bayılmak üzere. Bu tanıklık yükü eylem alanı, hareket talep ediyor. Bu ihtiyaç o kadar acil ki sanat kurumlarının statükoyu korumaya çalışan orta yolcu eski reflekslerini boşa çıkarıyor. İstifanın önemi de burada yatıyor; çünkü eyleme dair ve alışılmadık. Queens Müzesi direktörü Laura Raicovich’in örneğin 2018 yılındaki istifası, yönetim ile kültür profesyonelleri arasındaki kopukluğun en net yansımalarından biriydi. Raicovich’in müzeyi göçmenler için bir sığınak alanı olarak konumlandırma arzusu ve İsrail hükümeti bağlantılı bir etkinliğe ev sahipliği yapmayı reddetmesi, müze yönetimiyle aşılamaz bir vizyon krizini tetiklemiş, Raicovich görevinden istifa etmişti. Benzer şekilde 2022 yılında documenta 15'te yaşanan antisemitizm krizi ve beraberinde getirdiği yönetimsel istifalar, kurumun küratoryal özgürlük ile denetim mekanizmaları arasındaki halini ifşa ederken; 2008 yılından bu yana İstanbul Bienali Direktörü olarak görev yapan Bige Örer'in istifasının, 18. İstanbul Bienali'nin küratör seçim sürecinde yaşanan şeffaflık tartışmalarının ardından gelmesi, yerleşik kurumsal ezberlerin güncel etik talepleri karşılayamadığını doğrulayan vakalardan oldu. Bu tabloyla beraber kurumsal prestij araçlarının da yapısal çözünmeye uğradığını söylemek mümkün. Bu çözünme, sanat kurumlarının “tarafsızlık” başlığı altında sürdürdüğü dolaylılık zırhının artık sürdürülemez olduğunu, sergileme pratiklerinin ve konumlarının doğrudan sorumluluk alanına evrilmesi gerekliliğini de kanıtlıyor. Şartlar yeniden devrede.

Dün Altın Ayı, bugün Altın Aslan; yarın bir diğeri… Bu şartlar altında adil ve etik bir değerlendirme yapılamıyor.



  • Koyo Kouoh'un küratoryal metni In Minor Keys’den, 2025


¹: An Urgent Call From Artists and Curators of the 61st International Art Exhibition of La Biennale Di Venezia 2026 - Notes - e-Flux. https://www.e-flux.com/notes/6783477/an-urgent-call-from-artists-and-curators-of-the-61st-international-art-exhibition-of-la-biennale-di-venezia-2026.


²: Statement of Intention by the International Jury of the 61st International Art Exhibition “In Minor Keys” of La Biennale Di Venezia - Notes - e-Flux. https://www.e-flux.com/notes/6783485/statement-of-intention-by-the-international-jury-of-the-61st-international-art-exhibition-in-minor-keys-of-la-biennale-di-venezia.


³: Statement of Resignation - Notes - e-Flux. https://www.e-flux.com/notes/6783487/statement-of-resignation.

Yorumlar


bottom of page